Beyanda Şifrelere Devam: Menkul Sermaye İradı - 12 Mart 2015

Geçen hafta kira geliri beyanının şifrelerini vermiştik. Mart ayına özel hatırlatmalarla devam etmek istiyoruz. Bu ayın 25’ine kadar, gerçek kişiler tarafından beyan edilmesi gereken bir diğer gelir türü, menkul sermaye iratları. Menkul sermaye iratlarının beyanı konusunda vergi mevzuatımızda pek çok düzenleme var. Bu karmaşık düzenlemeler arasında hangi gelirlerin beyan edilmesi gerektiğini, beyan tutarlarının nasıl belirleneceği gelin kısaca hatırlayalım.
2014 yılı içinde ortak oldukları şirketlerden kâr payı elde eden gerçek kişilerin öncelikle bilmeleri gereken konu Gelir Vergisi Kanunu’nun 22. maddesi.
Bu maddeye göre elde edilen kâr paylarının yarısı gelir vergisinden istisna. Kalan tutar 27 bin TL’yi aşarsa kâr payları için beyanname verilmesi gerecek.

Vergi Çıkabilir
Ancak, beyanname verilmesi her zaman vergi ödenmesi anlamına gelmiyor. Kâr paylarının ilgili şirketler tarafından ödenmesi sırasında vergi kesintisi yapılıyor. Bu kesintinin oranı yüzde on beş. Kâr paylarının yarısı beyan dışı olmasına rağmen yapılan vergi kesintisinin tamamının beyannamede hesaplanan vergiden mahsup edilmesi, kâr paylarının beyanında 289.600 TL’ye kadar ödenecek verginin çıkmamasına sebebiyet veriyor. Aksine iade edilecek vergi çıkıyor.
Özetleyecek olursak, kâr paylarının yarısı istisna. İstisna sonrası kalan tutar 27 bin TL’yi aşarsa beyanname verilecek. Beyanname verilmesi halinde hesaplanan vergiden, kârın dağıtımı aşamasında yapılan vergi kesintisinin tamamı mahsup edilecek. Bu özetin tablolaştırılmış hali şöyle:


Beyanları Söz Konusu Değil
Bu kazançlar açısından geçici 67. madde hükümleri uygulanmakta. Anılan madde bu kazançlar açısından şunu söylemekte: Eğer bu kazançların elde edilmesi sırasında vergi kesintisi yapılıyorsa bu kazançlar kesinlikle beyan edilmez. Yapılan vergi kesintisi bu kazançlar açısından nihai vergi olur.
Dolayısıyla, 2014 yılı içinde elde edilen mevduat faizleri, repo kazançları, tahvile ve hazine bonosu faizleri, yatırım fonu katılma belgelerinden elde edilen kazançlar ile yatırım ortaklığı hisse senetlerinden elde edilen kazançların tutar ne olursa olsun beyan konusu edilmeleri söz konusu olmayacak.
Bu da vergiyi tam anlamıyla tabana yayamadığımız, rantiye üzerinden yeteri kadar vergi alamadığımız anlamına geliyor.

SOSYAL GÜVENLİK
Bağ-Kur Sigortalılarına Erken Emeklilik Gelecek mi?
İlk sigortalılığın başlangıcı, aylık bağlama ve emeklilik şartlarının belirlenmesinde çok önemlidir. Sigortalılığın başlangıcındaki kasıt; sigortalı adına uzun vadeli priminin ödenmeye başlanıldığı tarihtir. Bu sebeple, örneğin stajyerlerin emeklilik şartları tespit edilirken bu süre dikkate alınmamaktadır.
Özellikle 04.10.2000 tarihi öncesi Bağ-Kur sürelerinin ödenememiş olması, Bağ-Kur sigortalılarının emekliliklerinde ciddi sorunlara sebebiyet veriyor. Yani 04.10.2000 tarihinden önce Bağ-Kur kapsamında sigortalı olmayı gerektirmesine rağmen Bağ-Kur kayıt ve tescili olmaması halinde sigortalılık hakları 04.10.2000 tarihinden başlatıldığından dolayı Bağ-Kur sigortalıları 04.10.2000 tarihi öncesi süreleri ödeyemiyordu.
22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla, 1479 sayılı Kanunda yapılan değişiklikle; gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkârlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlarla vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkârlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayıldılar.


Dava Dilekçesi
Bu noktada Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu’nun hukuk müşavirliği konuya ilişkin hem bir genelge hem de bir dava dilekçesi yayınladı. Genelgede, sosyal güvenlik hakkının, temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normlarıyla Anayasalarda güvence altına alınmış bir hak olduğu vurgulandı.
Sigortalılık niteliğini taşıdığı halde 04.10.2000 tarihinden önce Kuruma BAĞ-KUR sigortalılığını başlatmak için başvurmamış olanlardan, vergi kaydı 04.10.2000 tarihinden önce başlatılmış olanlar için TESK Hukuk Müşavirliği bir dava dilekçesi yayınlandı.
Umarız, bu olası yargı sürecinde sigortalılığın vazgeçilmez bir hak olduğu unutulmaz ve bu haksız uygulama sona erdirilerek birçok mağduriyet son bulur.

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/230515/Beyanda_Sifrelere_Devam__Menkul_Sermaye_iradi.html

Sosyal Medya'da Paylaş
Facebook Yorumları